Kiyaslama (Benchmarking)
Gelişim sürecinde sivil toplum kuruluşlarının yararlandığı en büyük kaynak şüphesiz işletmecilik yöntem ve uygulamalarıdır. İşletme teorisyenleri ve pratisyenleri bir örgütün daha verimli ve etkili olarak (işletme özelinde nasıl daha kârlı sorusu da aranıyor) nasıl çalıştığını sürekli araştırmakta ve buna yönelik çeşitli alternatif uygulamalar geliştirmektedirler. Organizasyonel yapılanma, fonksiyonel departmanlaşma, promosyon çalışmaları, halkla ilişkiler, insan kaynakları yönetimi, finansman, tedarik zinciri vs. uygulamalar; kâr amaçlı sektör tarafından uygulanan ve kâr amaçsızlar tarafından da kullanılabilen “araç”lardır. İşletme dünyasındaki yararlı bir yöntem, bir zaman sonra sivil toplum kuruşları için de kullanılabilir bir araç olabilmektedir.
Benchmarking uygulaması, bir kurumda gelişmeye yönelik bir arayışla başlamaktadır. Kurumdaki bir sürece yada kurumun bir çıktısına dair (örneğin STK’larda gönüllülerle ilişkileri yürüten departman ya da bir hemşerilik derneğinin kendi hemşerilerini memnun edememesi vs.) kurum içinde gerekli iyileştirmelerin yapılması sonucunda gene de beklenen sonucun alınamamasından sonra; “bu işi kim daha iyi yapıyor”, “bunu nasıl yapıyor” gibi soruların sorulması ve yanıtlarının araştırılmasıyla başlamaktadır.
Buradan anlaşılıyor ki Benchmarking, öncelikle işletmenin (kurumun) kendi içinde başlayan bir süreçtir. İşletme (kurum) diğer kuruluşlarla kendini kıyaslamadan önce kendi süreçlerini incelemeli ve anlamalıdır . Bu inceleme sonucunda kendisinin zayıf kaldığı noktalara dair bir iyileştirme için arayışa geçmelidir. Benchmarking uygulamaları amaca ve seçilen ortağa göre iki farklı kategori altında sınıflandırılabilmektedir . Güdülen amaca göre Benchmarking, stratejik, operasyonel, ve yönetimsel olmak üzere üç alt başlığa ayrılırken; seçilen ortağa göre, içsel, dışsal (rekabetçi ve fonksiyonel), ve genel Benchmarking olarak sınıflandırılabilmektedir. Burada ilk sınıflandırma genel olarak işletmenin kendisini ilgilendirirken ikincisi muhataplarıyla da ilgilidir. Bunun için Benchmarking uygulamasında en hassas nokta ikinci sınıflandırmanın konusuna girmektedir.
Kuruluş içi Benchmarking, işletmenin kendi departmanları ya da aynı işletmeye bağlı farklı coğrafi bölgelerdeki ya da farklı işkollarındaki birimlerle olan kıyaslama işlemidir. Rekabetçi Benchmarking, işletmelerin ürün, hizmet ya da süreçlerini dünyada en iyi veya kendi sektöründe lider durumdaki işletmelerle kıyaslamasıdır. Bir dışşal Benchmarking tekniği olan fonksiyonel Benchmarking ise işletmenin rakibi olmayan bir kuruluştaki benzer bir sürecin, ürünün ya da birimin kıyaslanmasıdır. Genel Benchmarking ise dünya çapında başarılı olmuş işletmelerin sistem ve süreçleri hakkında bilgi toplanması ve bu bilgilerin kurumun kendi bünyesine uyarlanmaya çalışılmasını içerir .
Sivil toplum kuruluşları, toplumun içinden ve toplumun kendisine ve/veya ilgili kuruluşun üyelerine yönelik çeşitli hizmetleri üreten kuruluşlar olarak ele alınabilir. Bu tanımlamadan yola çıkarak, STK’ların da kendi hizmetlerine dair bir kalite düzeyi belirleme ve bu düzeyi arttırmaya yönelik çalışmaları olması muhtemeldir ve gereklidir. Faaliyetlerini kalitesinin ve verimliliğinin sağlanması hem ülkemizdeki sivil toplum kuruluşlarının hem de bu kuruluşlardan hizmet alan kişilerin yararına olacaktır
Başkalarından öğrenme olarak da tanımlanan Benchmarking; STK’lar için özellikle kullanılması gerekli bir yöntemdir. Çünkü sınırlı kaynaklar (aidat, bağış vs.) ile bir takım faaliyetler yapmaya çalışan bu kurumların belli bir uygulamayı gerçekleştirirken verimsizliğin ve acemiliğin önüne geçmek açısından benzerlerini incelemesi, bilgi toplaması; dahası sistemli bir çalışma yapması hâsılı Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışmaması gerekmektedir. Bu tür çalışmaların STK’lar açısından bir başka çıktısı da kendi aralarında bir iletişimi ve bilgilenmeyi sağlayacak olmasıdır. Taraflar karşılıklı olarak birbirlerinin ne yaptıklarını detaylıca öğrenme fırsatını bulabilecekler; birbirlerine kendilerini daha detaylı olarak tanıtabilecek belki de işbirlikleri geliştirebileceklerdir. Ayrıca Benchmarking çalışması sırasında yapılması gereken detaylı araştırma süreci, araştırmayı yapan kuruluşu ve üyelerini başka bir heyecanın ve gelişmenin içerisine sokacaktır.
İşletmelerin STK’ları da benchmark edilebileceğini anlatmak hem Benchmarking tecrübesi olan işletmelerin bu tecrübelerini STK’larla paylaşmasını sağlar hem de STK’lar şirketlerin ve kamuoyunun gündemine farklı bir şekilde girmiş olur, gündem oluşturabilir. STK’ların bu tür bir işlere girişmesi kendi gelişimlerini körükleyebilecektir.
Sonuç olarak Türkiye’de sayıları onbinlerle ifade edilmesine ve sadece İstanbul’da 150 yıla yakın bir geçmişinin olmasına rağmen sivil toplum kuruluşları organizasyon ve çalışma kültürü anlamında çok fazla gelişme gösterememiştir. Mevcut birtakım örnekler de daha önce belirtildiği üzere münferit kalmakta, genel bir karakteristik halini alamamaktadır.
Bu metin Sayın Yılmaz Yaman’ın
“Sivil Toplum Kuruluşlarında Gelişmeye Giden Yolda Bir Alternatif: Benchmarking” çalışmasından derlenmiştir.